-
[Flash 10 is required to watch video]
”Bildiğin Her Şeyi Unut” albümünün 4. video klibi “Hatırlamak İstemesen Bile” yayında…
Başrollerinde Dostlarımız Hakan Tamar ve Müjde Uzman’ın yer aldığı klibin yönetmenliğini Deniz Yavaşoğulları, yardımcı yönetmenliğini Furkan Boran üstlendi. Klibin lansmanı, 24 Eylül Cumartesi günü Bronx Pi Sahne’de vereceğimiz konserde gerçekleşecek. -
[Flash 10 is required to watch video]
Suitcase 16 Haziran Perşembe akşamı The Hall’da gerçekleşen Rock’n Coke basın toplantısında sahnedeydi!
-
Suitcase: Taksim Face Dergisi Röportajı
BOĞULACAKSAK BÜYÜK DENİZDE BOĞULALIM

Taksim ve Kadıköy’de canlı müzik dinlemek isteyenlerin aklına ilk gelen isimlerden biri Suitcase. Sahne performansları, dünyaca ünlü grupların Türkiye konserleri öncesinde ön grup olarak çıkmaları(Muse, Alphaville, Iamx, Camouflage, The Stills, Frankie Goes to HollyWood) Suede, Oasis, Blur, Interpol, Editors, The Smiths, James, Depeche Mode, Aha, Manic Street Preachers ve daha nice ünlü isimlerin coverları ile tabir-i caizse yıllara meydan okuyan bir grup. 2007 senesinde MTV Avrupa Müzik Ödüllerine Türkiye elemelerinde aday seçilen Suitcase, şimdilerde ikinci albümne hazırlanıyor.
Vokalde Deniz Özberk, gitarda Bülent Şenkul ve davulda Okan Barkot’lu Suitcase ile Taksim Pulp’taki performanslarından önce keyifli bir söyleşi yaptık, dünü bugünü ile Suitcase’i konuştuk.
1997’de kuruldunuz. Ama köklü grup olmak sadece senelerle de alakalı değil sanırım. Sizin için yapılan bu tanımı neye bağlıyorsunuz?
Deniz: Suitcase, 90’lı yılların başında, uzun bir aradan sonra tekrar hareketlenen ada müziğinin ülkemizdeki alternatif müzik dinleyicisine tanıtılması amacıyla benim İngiltere dönüşü yaptığım projenin adıdır. Hatta not düşmek isterim ki okuyucular konuyla ilgili olarak “Live Forever: Rise and Fall of Brit-Pop” belgeselini izleyerek Suitcase’in güttüğü amacı çok daha iyi anlayabilirler. Evet, çok uzun yıllardır sahnedeyiz. Zor ve radikal bir repertuvar yapıyoruz. Buna rağmen kendi kitlemizi bulduk, o kitle ara ara değişse de yeni kitleleri hemen yakalıyoruz. Bence insanlar artık bizi tam anlamıyla kabullendi. Üzerimize yapışan “Cover grubu” etiketini de albümle attık.
Bir de şu var tabi, çok sık çalıyoruz. Ben mesela 1997 yılından beri aralık vermeden her hafta sahneye çıkıyorum. Birçok dinleyicimiz de bilir ki uzun süre bir bankacılık kariyerim oldu ve ikisini bir arada götürmeye çalışıyordum. Hele bundan bir kaç sene önce bir yılbaşı gecesi 3 farklı yerde sahne aldığımızı bilirim. Sadece konser grubu değiliz, sahne grubuyuz biz. Bizi diğer gruplardan ayıran noktalardan biri de bu.
Özellikle vokalist olarak seyirciyle etkileşiminiz çok iyi. Hatta bazı insanlar bunu yadırgıyor, bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?
Deniz: Seyirciyle iletişim çok önemli elbette. Vokalist olarak evet ben daha ön plandayım, ama gözlerimi kapatıp sadece kendim için şarkı söylemem. Sizi dinlemeye gelenlerle kurduğunuz saniyelik göz kontağı bile önemlidir. Biz de nihayetinde seyirci oluyoruz, sahnedeki kişiden aldığımız elektrik bizi onu yeniden dinlemek istemeye yöneltiyor.
Bülent: Ben de mesela grubun dinleyicisiydim. Sahne elektrikleri çok hoşuma giderdi, sürekli dinlemeye giderdim. “Keşke bu grupta gitar çalsam”diye düşünürdüm. Olaylar gelişti, ben gruba dahil oldum. 2002’den beri beraberiz.
Birçok festival ve konserde Muse, Alphaville gibi dünyaca ünlü isimlerin ön grubu olarak sahneye çıktınız. Şimdilerde durum nedir?
Deniz: Eskiden bu tarz etkinliklere prodüksiyon şirketleri destek oluyordu. Biz de o dönemlerde Muse çalıyorduk ve performansımız beğeniliyordu. Teklif geldi ve ön grup olduk. Bu tarz işlerde çoğu zaman ücret de talep etmedik. Ama açıkçası işler artık eskisi gibi değil. Şirketler artık maliyetten kaçınıyorlar. Kabul etmek gerekir ki canlı müzik sektörü de 10 yıl önceki gibi değil. 2 sene sonrasına dair öngörülerimin de pek iç açıcı olduğunu söyleyemem. Gece hayatına vurulmak istenen bir sekte var gibi, hepimiz endişeliyiz.
Eurovision’a bu sene Yüksek Sadakat katılıyor. Her sene olduğu gibi şarkı İngilizce mi Türkçe mi olsun tartışmaları var. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Deniz: Açıkçası Eurovision da eski tadında değil. Bizi temsil eden gruplar iyi performanslar sergilemiş olabilirler ama son 5 yılda acaba ne olacak bir yarışma çıkmadı. Mesela ABBA “Waterloo” şarkısıyla Eurovision’da kendini tüm dünyaya duyurdu ve yarışmadan sonrada onlarca hit çıkardı ve kariyerine uzun yıllar dünya çapı bir şöhretle devam etti. Ama sizlerde biliyorsunuz ki artık böyle sonuçlar çıkmıyor bu yarışmadan. Ve artık böyle performanslar olmuyor. Belirli kriterler var, gidecek gruplar da buna göre seçiliyor, dolayısıyla farklı şeyler çıkmıyor. Şarkıda kesinlikle İngilizce olmalı. Sonuçta uluslararası bir yarışma, dinleyenler senin ne dediğini de anlamalı,sadece sound yetmez. Yüksek Sadakat’e başarılar diliyorum, hepsi çok sevdiğim ve eskiden bir dönem beraber çalıştığım abilerim ve arkadaşlarım.
Aslında belki de Eurovision yurtdışına açılmak için bir basamak olabilecekken, bunu iyi değerlendirmiyoruz, sizce de öyle mi?
Deniz: Her şeyden önce vizyonu geniş tutmak gerekiyor. Biz hiç İngilizce albüm yapmıyoruz, ama Norveçli bir grup kendi anadilinde değil İngilizce albüm yapıyor. Yapılması gereken şey, direk olarak Avrupa’daki prodüksiyon şirketiyle bağlantı kurup kendini tanıtmak. Böylece buradaki basamağı atlamış oluyorsun. Boğulacaksan da büyük denizde boğul, benim bakış açım bu. Bunun için de daha kesinleşmemekle beraber ikinci Suitcase albümünü hem Türkçe hem de İngilizce kaydetmek istiyoruz… Neden olmasın?
Suitcase olarak gelecek beklentilerinizi de alabilir miyiz?
Deniz: İkinci albümümüzü bir aksilik olmazsa bu sene içinde çıkartacağız. Umuyoruz ki gece hayatı ve eğlenceyle ilgili korkularımız yersizdir ve biz ve bizim gibi bu işi yıllardır yapan insanlar işlerini kaybetmez. Dinleyicilerimize güvenimiz tam, bizi ve bizim gibi bu işe emek veren herkesi desteklemeye devam etsinler.
Bir de tabi hepinizin çalıştığı ayrı işler var. Buna rağmen sahneye vakit ayırabiliyorsunuz. Sadece müziği sevmek yetiyor mu bu enerjiyi korumak için?
Okan: Bizim için artık bir yaşam biçimi oldu Suitcase. İnsanlar da sahiplendi ve bu sahiplenme bizi motive ediyor. Bu kadar süre ayakta kalmamızı sağlayan etkenlerden biri seyircilerimizdir.
Deniz: Sahneye çıkmakta virüs gibi bir şey. Bir kez o duyguyu yaşayınca bırakmak çok zor. Seviyoruz işimizi. İkinci albümde daha oturmuş bir soundla dinleyicilerin karşısına çıkacağız. İlk albümde sevenlerimizin bizden ne istediğini anladık diyebilirim.
Bu kadar çok performans yaptığınız için hatırlamanız zor olabilir ama başınıza gelen en ilginç olaylar hangileri?
Deniz: Gerçekten de cevap vermek çok zor o kadar çok şey yaşadık ki. Ama sanırım Uludağ’daki üniversite partisinde sahnede kar pantolonumun tutuşmasını ve benim bunu geç farkedip performansın bir kısımını neredeyse yanarak yapmamı asla unutmam.
İstanbul dışında da sahneye çıkıyorsunuz, bu da bilinirliği artıran bir durum olmalı.
Deniz: Evet, bu da mesela bizim için önemlidir. Ankara, Eskişehir, İzmir ve daha birçok şehirden teklifler alıyoruz. Yılbaşında Kayseri’de sahne aldık mesela, güzel bir geceydi.
Kadıköy Buddha Bar’da da düzenli olarak program yapıyorsunuz değil mi?
Deniz: Evet,14. seneye girdik. Orası artık evimiz oldu. Gerçekten de Buddha Bar’ın kariyerimizdeki yeri büyük. Cuma akşamlarını bize ayıran muhteşem bir seyirci grubumuz var orada. Hatta çoğuda arkadaşımız oldu. Klasik bir tabir olacak ama Buddha Bar olmasaydı, biz de olmazdık. Hem Buddha Bar’ı işleten dostlarımıza hem de 14 yıldır bizi yalnız bırakmayan o enfes kitleye çok şey borçluyuz.
Peki Kadıköy ve Taksim’de ki seyircilerini karşılaştırmak gerekirse ne tür farklar görüyor sunuz?
Okan: Kadıköy’de daha uzun süredir çaldığımız için seyirci bizi bilerek geliyor. Taksim’de insanlar meraktan geliyor. Bir yerden ismimizi duymuş, sonuçta neredeyse Suitcase kurulduğunda ilkokulda olanlar şimdi üniversitede. Merakları burdan kaynaklanıyor. Yine de Taksim’de de sürekli bizi izlemeye gelen bir kitle oluşmaya başladı. Her iki mekanda da gelenler coşkulu ve istekli oluyor, bu da bizim motivasyonumuzu olumlu yönde etkiliyor tabi.
Deniz: Suitcase ilk kurulduğu yıllarda, Kemancı’da Bronx’ta, Captain Hook’ta ve Taksim’deki diğer önemli mekanlarda sürekli performans yaptı. O zamanlar Kadıköy -Taksim diye bir ayrım da yoktu zaten. Ama son 4-5 senede Kadıköy tarafından kalmayı tercih eden bir kitle oluştu. Trafik ve kalabalık gibi sebeplerden ötürü Taksim’e geçmeyi tercih etmeyebilirler.
İstek şarkı çalıyor musunuz?
Deniz: Yani evet, sonuçta bizim belli bir repertuvarımız var. Ayrıca her tür parçayı çaldığımızı iddia eden bir grupta değiliz. Kendi listemizi baz alıyoruz, o konuda esneklik göstermiyoruz. Biz bu grubu Brit-pop diye anılan bir akımı ülkemizde tanıtmak amacıyla kurduk, bunun dışına pek çıkmamaya çalışıyoruz. Tabi birde 80’ler soundunu çok seviyoruz grupça ve o dönemin hitlerini coverlıyoruz. Biraz riskli bir şey bu,bunun en başından beri farkındayız ama sanırım risk almayı seviyoruz. Çünkü bazı geceler bizi dinlemeye gelen kitle içinde çaldığımız şarkıların %80’ini bilmeyen insanlar oluyor ama bizimle beraber bu tarzı sevmeye başlayan ve artık sadece Brit-pop ve İndie dinleyen insanlar olduğunu da biliyorum.
Röportaj: Sedef Olgaç -Taksim Face Dergisi
-
M.Teoman Keklik (Bass Gitar)
1985 Adapazarı doğumludur.Müzisyen bir ailenin çocuğu olan teoman doğduğundan bu yana müzikle büyümüştür.Babası Sakarya Musiki Derneği Başkanı olması sebebiyle müzikal öğrenimine 7 yaşında adapazarında başlamıştır.10 yaşında gitar ve hemen 2 ay arkasından bas gitarla tanışmıştır.Lisede okuduğu yıllarda istanbulda programlarına devam ettirmiştir.Bu dönemde şehir konservatuarında eğitim görürken aynı zamanda 2 albüme çalmıştır.Liseden sonra kazandığı işletme bölümünü yarıda bırakmıştır.İstanbulda bir çok grupla sahne alan Teoman,dünyaca ünlü rock,jazz gitaristi Uluğ Özkan’ın kendi projesinde yer almaktadır.Suitcase ile ilk lise yıllarında tanışan Teoman o zamanki hayalini gerçekleştirmiş ve Suitcase ile beraber çalmaya başlamıştır.Şu an hayatı olan Suitcase’le herşeye yeni bir bakış açısı geliştiriyor. -
[Flash 10 is required to watch video]
Suitcase - Ne Fark Eder ?
-
[Flash 10 is required to watch video]
Suitcase - Aşk Hiç Olmamış Gibi
-
[Flash 9 is required to listen to audio.]
Hatırlamak İstemesen Bile…
-
EMA 2007 “Avrupa’nın En İyi Sesleri” adayı

Türkiye, her yıl gündem yaratan ve çok konuşulan MTV Avrupa Müzik Ödülleri Yarışması’na 2007 yılında ilk kez iki farklı kategoride katıldı. “Avrupa’nın Yeni Sesleri” kategorisinde ise Suitcase Türkiye’yi temsil etti

-
Deniz Özberk (Vokal)

İstanbul doğumlu. Konservatuar mezunu, banka emeklisi bir baba ve güzel sanatlar mezunu annenin büyük çocuğu. Bir kız kardeşi var. Tahran lisesini bitirdikten sonra okumaya İngiltere’ye gitti ve Avrupa ekonomisi okudu. Dönünce babasının ısrarı üzerine İşbankası’ n da çalışmaya başladı. Bu arada liseden arkadaşlarıyla Suitcase ‘i kurdu ve ücret almadan eğlence için çalmaya başladı. İlk olarak Peyote’de sahne aldılar daha sonra Captain Hook ve Kemancı izledi ve bu işten para kazanmaya başlayınca repertuarı geliştirip, müziği daha ciddiye almaya başladılar. Tekstilbank’ da çalıştığı sırada artık hem gece hayatı hem de banka bütün enerjisini almaya başladığında müzik galip geldi, 2002 yılında bankadan istifa etti, kendini tamamen müziğe verdi ve beste yapmaya başladı. 1997de başlayan suitcase macerası hayatı oldu.
-
Bülent Şenkul (Gitar, Back Vokal)

Rize doğumlu. Müzikle ilgilenmeye lise yıllarında başladı. Kabataş Erkek Lisesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi Metalürji Mühendisliği’ni bitirdi. Yüksek lisans eğitimini yarıda bırakarak tüm ilgisini müziğe yöneltti. Ailede ‘şan’ sanatçısı bir ablası var. 1980’li yılların müziği ve o yıllardaki grupların soundu, gitara ilgi duymasına neden oldu. İlk önce ‘gitar hero’ ların çalış tekniklerine olan ilgisi ise, The Cure’ un müziği ile tanışması ile birlikte yerini daha farklı arayışlara bıraktı. Bugüne kadar çeşitli gruplarla rock, acid jazz ve deneysel müzik gibi değişik türlerde İstanbul, Çınarcık ve Kemer’de çaldı. Suitcase, 10 sene önceki ilk kadrosundan beri dikkatle takip ettiği bir grup oldu. Daha sonra Suitcase’de çalmaya başladı. Gruba ait beste, söz ve düzenlemelerde aktif rol aldı.
Etkilendiği müzisyenler ve gruplar arasında The Cure, Tori Amos, Jeff Buckley, The Cranberries, Smashing Pumpkins, Modern Talking, Duran Duran, A-ha, Depeche Mode, Suede, Puressence, David Bowie, Pink Floyd, Queen, Faith No More, Pearl Jam, Deftones, Ozric Tentacles, Jamiroquai, Sade, Massive Attack, Portishead, Beady Belle, Fiona Apple, Björk, Everything But The Girl, Pat Metheny, John Scofield, Al Di Meola, Eric Truffaz, Xavier Fischer Trio, George Winston, Joe Satriani, Steve Vai, Buckethead, Vito Bratta, Nuno Bettencourt, Ronnie James Dio, Erkan Oğur, Nekropsi…yer almaktadır.